Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Kategoriler

  • 976 Tüm Kategoriler
  • 31 Duyuru - Öneri
  • 292 Tartışmalar
  • 191 Kavramlar
  • 11 Serbest Stil
  • 16 Klasikler
  • 422 Tanıtımlar
  • 13 Sözlük Hakkında

Kadın Mitolojisi Üzerine Neler söylenebilir?

Mitoloji bilimi (ki ona ne kadar bilim denirse) tamamıyla eril bakış ve anlayışla örüldüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Oysa arkeoloji bilimi bize insanlığın evriminde (ki, uygarlık demiyorum) gerek buluşları, gerekse yaratıcılığıyla kadının başat bir role sahip olduğunu gösteriyor. Neredeyse bütün mitolojilerde erilin yönetsel-erksel yetkiyi ele geçirme sürecini kadını temel hasım görmesi yatıyor. Hatta bu el değiştirme-ele geçirme sürecini (yani toplumsal niteliğini, öncülük vasfını, söz ve karar düzeyini vs) özel bir vurguyla 'kahramanlık çağı' diye niteliyor. Dönemin zihinsel-ideolojik formu bilinmeze aşırı bir yüklenmeyi içerdiğinden dinseldir; ama buradaki dinsellik bilimle, büyüyle,sihirle özellikle de sanatsal anlatımla iç içedir ve doğadan kopuk değildir. Daha henüz katı-hiyerarşik bir boyut kazanmamıştır. Bu açıdan kadını insanlığın, toplumun doğuşundan çekip almak, silmek, yok etmek mümkün görünmediğinden eril zihniyet-ideoloji onu çalma, değiştirme, bozma; onu baz alarak yeniden 'yaratma' yoluna girmiştir. Uygarlığın kahramanı Gılgameş'ta öne çıkarılan 'arkadaşlık', 'Ölümsüzlük Arayışı'nın gerisinde 'kadınlığın otoritesine' başkaldırı var. Yada ilk dinsel metin olarak ifade edilen Tevrat iyi incelendiğinde döneminden önceki bütün kadın rehberlerin, kadın liderlerin, peygamberlerin isimlerini erkek olarak çevirmişlerdir; kadını da tanınmayacak, anılmayacak bir seviyeye indirerek yapmıştır bunu. Demeye çalıştığım şu; insansal evrimde mitolojik gerçekliğimiz çarpıtılmıştır; yani bir yerde anlamlandırmaya çalıştığımız varoluşumuz özellikle tek tanrılı dinsel mitolojilerle yok edilmeye çalışılmıştır. Bir başka değişle 'kahramalık Çağın'dan bu yana gelişen bütün devrimler (ilericisi-gericisi, sağcısı-solcu) mevcut eril sistemin restorasyonu anlamına geliyor; eril mitolojiyi, tarihi dönemin maddi-manevi gelişimine uyumlama çabası oluyor. Devrimin dünyasında, ütopyalarında kadın daima ikincil veridir, yıkılan reel sosyalizmde de bu böyledir. Daha da kötüsü devrim liderleri (teorisyeni-pratikçisi) kadınla yoldaş olma, eş-yaşama ulaşmada sınıfta kalmışlardır.
Meselelerin gücü ebedidir; ilk sözün yankısı, ilk olayın belirleyiciliği vs ilkler maddi yaşamımızın üzerinde sanıldığında fazla etki eder; çünkü içinde yoğunlaşmış ruhsal enerji vardır ve bu olmaksızın hayata hitap etmek mümkün değildir. Mitler, zihnin oluşum evresine ışık tutar; geliştirilen ideolojilerin aydınlık ve karanlık yönlerini açığa vurur.
Kadın mitolojisini çaldırmış, kaybetmiştir.
Kadın yeni bir mitolojiye uyanmak zorundadır; bunu nasıl yapar bilmiyorum.
Ama kendi varoluş gerçeğini erkeğin söylencelerine bıraktığı sürece de kendisini var edemeyeceğini, hayata hitap edemeyeceğini biliyorum
Kadın mitolojisi deyince aklımıza ne geliyor?
Yeni bir mitoloji nasıl olabilir? Elbette uzman bir ekibin özel bir tasarımından ya da salt ileriye dönük öngörülerini kapsayan bir metinden, öyküden, masaldan yada erilin destanlarını örnekleyen bir içerikten bahsetmiyorum. İnsanlığın gerçekliğini var eden ve onsuz 'ilerleyemeyen' insanlığımızdan bahsediyorum.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .