Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Kategoriler

  • 976 Tüm Kategoriler
  • 31 Duyuru - Öneri
  • 292 Tartışmalar
  • 191 Kavramlar
  • 11 Serbest Stil
  • 16 Klasikler
  • 422 Tanıtımlar
  • 13 Sözlük Hakkında

(Teodise) Şer problemi

Nisan 2015 düzenlendi kategorisi Kavramlar
Buraya felsefe konuları şart...

İlk olarak Şer problemi M.Ö 4.yy da Epikuros' la başlamıştır

"Tanrı, ya kötülükleri ortadan kaldırmak ister de, kaldıramaz; veya kaldırabilir, ama kaldırmak istemez; ya da ne kaldırmak ister ne de kaldırabilir, yahut da hem kaldırmayı ister hem de kaldırabilir. Eğer ortadan kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa, O güçsüzdür; ki bu durum Tanrı’nın karakteriyle uyuşmaz; eğer ortadan kaldırabiliyor fakat kaldırmak istemiyorsa, O kıskançtır; ki bu da aynı şekilde Tanrı ile uyuşmaz; eğer O ne ortadan kaldırmayı istiyor ne de kaldırabiliyorsa, hem kıskanç hem güçsüzdür, bu durumda da, Tanrı değildir; eğer hem ortadan kaldırmayı istiyor hem de kaldırabiliyorsa -ki yalnızca bu Tanrı’ya uygundur-, o zaman kötülüklerin kaynağı nedir? Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?"

Hippolu Aziz Augustinus 4.yy da Şer problemine "kötü" kavramına girişerek başlar. Kötü diye bir şey yoktur. Kötü dediğimiz şey iyinin noksanlığıdır. Karanlık diye bir şey yoktur. Karanlık dediğimiz şey aydınlığın noksanlığıdır. Bu kavram tanımı Augustinus, Platonun gençlik döneminde yazdığı " Gorgias" ( Söylev sanatı üzerine) adlı eserinden almıştır.

Kötülük diye birşeyin iyinin eksikliği olduğunu söyledikten sonra, tanrının insana özgürlük seçim hakkı vermesinden bahseder. Yani dünyada sadece iylik olsaydı özgürlük diye bir şey olamazdı. İnsan hem iyiyi hem kötüyü seçebilecek ki özgür bir varlık olabilsin. Yani dünyada ki kötülüklerin suçlusu tanrı değildir. İnsan özgürdür özgürce seçim yapar ve suç onundur.

18.yy David Hume ( Doğal kötülükler )
18.yy da Avrupa da büyük depremler olmaktadır. Bu depremlerde toplu ölümler olmaktadır. Hume, bu yüzden şer problemini tekrar gündeme getirir ve Augustinus'un verdiği cevapta eksik bulur...
Hume'un tümevarım, şer problemi, agnostisizmi ele aldığı eseri " İnsan Doğası üzerine bir inceleme" de
Peki insanın özgür olabilmesi için iyilik seçimi de kötülük seçimi de olmalıdır. Buraya kadar kabul, peki insan seçimine bağlı olmayan ve insanın elinde olmayan "doğal kötülükler" yüz bin kişinin öldüğü deprem ? Bu kadar insanın ölmesi gerekiyormuydu ? Tanrı neden o kadar insanı öldürdü ?
" Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor?Öyleyse o güçsüzdür.Yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor?Öyleyse o iyi niyetli değildir.Hem güçlü, hem de iyi ise, bu kadar kötülük nasıl oldu da var oldu "

ve 1. Ahlaki kötlük 2. Doğal kötlük 3. ise Leibniz in ortaya attığı "Metafiziksel Kötülük"tür

"Tanrı varsa kötülük nereden geliyor? Tanrı yoksa iyilik nereden geliyor? Eskiler kötülüğün kaynağını, Tanrı'dan bağımsız ve yaratılmamış olduğuna inandıkları maddede görüyorlardı; fakat her varlığın Tanrı'dan geldiğine inanan bizler kötülüğün kaynağını nerede bulacağız?"

Evet ben genel hatlarıyla ele aldım.( "Doğal kötülükler" problemine cevap verilememiştir bildiğim kadarıyla)
Kötülük problemini ele alan birçok Filozof vardır. Arzu eden paylaşabilir.
Kendi düşünceleriyle birlikte...

Feminizmi herkes aşmış zaten( çok aşmış... inanılmaz aşmış baya aşmış ) biraz temele inmek lazım felsefe o yüzden şart...

Yorumlar

  • Nisan 2015 düzenlendi
    Ben biraz kişisel görüş belirtmek istiyorum, depremler vb. doğal kötülükler konusunda.
    Ben bu konuda 21. yy insanları olarak doğadan ve doğanın kurallarından uzak kaldığımızı düşünüyorum( ki bunun başlangıcı olarak da Sanayi Devrimi 18. yy verilebilir. Hobbes da o döneme rastlar).
    Doğada biliçli bir seçilim yoktur. Doğal seçilim, daha iyi ya da daha güçlü olanı seçmez. Sadece o koşullara daha iyi uyum sağlayan hayatta kalır. O koşullar ortadan kalktıktan sonra pek çok özellik kişiyi avantajsız duruma bile düşürebilir.
    Sonuç olarak diyeceğim o ki, bizler yanıtları doğada ya da bilimde aramak yerine metafizik ve felsefeye başvurmamalıyız. Sözgelimi depremlerin olması bize Tanrı'nın varlığı ya da yokluğundan daha çok şey söylüyor. Evimiz hakkında, onun işleyişi hakkında. Sözlerim "bırak bunları, felsefe yapmayapma" gibi anlaşılmasın. Felsefe beyinlerimizin biricik besin kaynağı. Ben bir agnostik olarak Tanrı'nın varlığı/yokluğu iyiliği/kötülüğü problemlerini tartışmanın faydasız olduğunu düşünüyorum, sanırım bunu en başta belirtmeliydim.
  • @habeascorpus

    Şimdik... Bunu buraya yazmamın sebebi... Şer problemini bu filozoflar ontolojik, etik, bir hipotez olarak alırlar. Tanrı hipotezine genelde dönemin zihniyetine siyasi bir gönderme olarak cevap verirler. Yoksa epikur de ateisttir. Hume de Locke de vs vs. Yani kendilerine cevap vermezler, zaten ateisttirler. Bu zihniyete cevap verirler. Şer probleminin muhatabı da teist zihniyeti bağlar. Bunun senelerdir konuşulmasının tek sebebi de dünyada oluk oluk bu zihniyete rastlamamızdandır.

    O sanayi devriminden değil daha da geriye gidilebilir. Daniel quin on bin yıl önceki tarım devrimine kadar iner üretim fazlalığını hızlı nüfus artışına ve onunda daha fazla doğa tahribine vs. Fakat şurada ayrılıyoruz.

    Hobbes abi 17. yy

    21. yy insanı olarak doğadan ve doğanın kurallarından uzaklaşıcaz tabi... Sadece vurup kırmayacağız, saygı göstereceğiz. Homo sapiens sapiens olduk. Bir noktaya geldik... Bir donanıma sahibiz. Doğayı eleştirebiliyoruz. Eksik bulabiliyoruz mesela...
    İnsan, doğasını veya kendisine dayatılan herhangi bir üst ilkeyi reddebilen ve reddetmesi gereken bir varlıktır. Çünkü insan bir öznedir ve kendi varlığını kendisi oluşturmalıdır... Biz de insana insan olduğu için değer vermeyiz. Yaptığı işe bakarız, eylemine bakarız vs. karbon olduğu için yada gelişmiş şempanze olduğu için değil. - varlık özden önce gelir -

    Mesela bu son ufak paragraf temelde metafizik üzerine kurlu bir felsefedir. ( Sartre ) in varoluşçu hümanizm'i. Tabi sartre çok uzun bir konu kapatıcam. Bizler yanıtları doğa da aramalıyız. Kabul... Fakat neden salt bilim mantığı ? Post-modernist düşünün... Mutlak bir cevabın bilim de ve onun yöntemlerinde olduğunu bilimin mantığıyla söyleyebliriz ancak. Hem mutlak bir tane doğru olduğunu yada mutlak bir tane yanlış olduğunu söylemek zorundamıyız ? Felsefeye ve metafiziğe başvurmamalıyız derken bile felsefe yapmış olmazmısınız ? Bilimciler metafiziğe gerçekten başvurmazlar mı başvurmamışlar mı ? Metafizik derken neyi kastetiğinizi anlayamadım fakat, bilimi bir yere kadar desteklerim ve bilim adamlarını... Şu şu nedenler diye iki saat uzatmayayım sıkıcı olmasın :)

  • @Herostratus Benim karşı çıktığım şey aslında bir takım doğa olaylarının(depremler, kuyruklu yıldızlar, gökkuşağı, fırtınalar vb.) doğa üstü güçlere atfedilmesi. Metafizik'den kastım buydu. Ki tarihte bunların örneklerine rastlarız. Depremleri tanrıların öfkesi, zamanında yağan yağmurları tanrıların ödülü olarak görmek vb. dogmatik düşüncelerin önünü açtığını düşünüyorum. Feminist açıdan yaklaşırsak sakat bebeklerin doğumunu annesinin günahlarına yormaya kadar gidiyor işin ucu.
    Yanıtları doğada arayalım diyorsunuz. Sonra neden salt bilim mantığı diyorsunuz? Çünkü soruları cevaplayan bilim, soran ise felsefedir.
    Bu da son paragraftaki sorularınıza toplu bir cevap olmuştur diye umuyorum.
  • Nisan 2015 düzenlendi
    @habeascorpus

    Soruları cevaplayan nerede bilim ? Varoluşçuluğun verdiği cevapların herhangi birini bilim cevaplayabilir mi ? Veya sorabilir mi ?
    Doğru.. ama bu kadar değil hiç değil. Eksik... Bilim felsefesi bilimin metodlarını ve alanlarını kategorize eder. Felsefe salt sorusormak felan değildir. Lise deki o gerizekalılar söylüyor bunu. Felsefe " Bilim ve metafizik arasındaki köprüdür " der Russell
    " Kendisini akla dayalı nedenlerle haklı çıkarma veya meşru kılma iddasında bulunan bir etkinlik biçimidir " der kant

    Feminizm felsefe temelli bir düşünce akımıdır. Yüz milyon tane örnek verilebilir. Felsefenin işlevlerini mi konuşucaz şimdi. Teodise problemine cevap veriyorsunuz. Sonra felsefe soru sorar bilim cevap verir diyorsunuz. Ben buraya felsefe başlıkları açıyorum felsefenin ne olduğunu biliyorlar diye...

    Felsefe ne olması gerektiğini, bilim ne olduğunu söyler
  • Felsefe soru sormaktır efendim, dönüp yazdığım cümleyi yeniden okuyun. Salt'ı ekleyen sizsiniz.Felsefe her türlü farklı görüşe de yer veren bir etkinliktir. Ben de size Marx'dan alıntı yapayım o halde, "Felsefe ile gerçek dünyanın incelenmesi arasındaki ilişki, mastürbasyon ile cinsel aşk arasındaki ilişki gibidir."
    Felsefe bildiğini iddia eden biri olarak farklı yorumlara epey tahammülsüzsünüz ayrıca. Bilginin ispat biçimi farklı bir görüşü küçümsemek değildir.
    Teodise'yi tartışmayı da İslami feministler ve size bırakıyorum. Belli ki hitap ettiğiniz kesim onlar.
    En başta bu tür problemlere pragmatik yaklaşmayı mantıklı bulduğumu söylemiştim.
  • Nisan 2015 düzenlendi
    @habeascorpus

    Dönüp dönüp bakıyorum. Cevabı bilim verir yazmadınız mı ? Cevabı bilim veriyorsa felseye salt soru sormak düşer demek değil mi bu ?

    Bende olması gerekenin cevabını vermez yazdım. Ayrıca eksik noktaları vardır yazdım. Basit basit anlattım. Ama iş çirkefliğe vurdu. Gene ben cahil oldum. Bilgisiz, saygısız iğrenç felan feşmekan...

    Marx'ın dediği doğru fakat Marx konuşacaksak onun dönemine bakmak gerek. Birilerine gönderme var orada. Felsefe varolanın nasıl olduğuna değil nasıl olması gerektiğine bakar. Feminist bir sözlükte bulunduğunuza göre feminist teorisyenleri ele alalım. Psikolojk, antropolojik temellendirme yaparlar fakat nasıl olması gerektiği konusunda felsefe vardır. Bilimin alanının dışında da felsefe vardır. Ben düşünceye tahammülsüz değilim. Evet birçok şeye tahammülsüzüm. Fakat yoruma düşünceye tahammülsüz değilim. Eksiğine, ve eksik değilmiş gibi gösterilmesine tahammülsüzüm. Bilginim ispat biçimi falan demişsiniz. Tamam :) Anladım. Daha fazla kızdırırsam, ne yazarsam yazayım. Düzgün okumazsınız.
    Teodisenin nesini tartışayım ben. Ben olaya açıklık getirmişim kafamda. Sadece birilerine tanıtmak için açtım başlığı.

    Yaa yeter bakıyorum da neleri konuşmuşuz. Olay bu değil ki... komik komik işler
  • Son olmasını umarak yazıyorum. Amacım sizi saygısız ya da cahil ilan etmek değil. Sadece üslubunuzdan rahatsızlığımı dile getirdim. Karşınızda sürekli sizi aşağılayan ya da hakaret eden bir insanla bilgi paylaşımı temel alarak tartışmak epey zor. Çirkefliğim mi kalmadı, yer çekimini geçersiz ilan etmem mi?
    Siz bana deseniz ki bak güzel kardeşim şurda şöyle bir eksiğin var şurda yanlışsın. Kabul etmesi zor değil. Hatta size borçlu olayım bir şeyler öğrendiğim için. Her neyse konuyu epey saptırdık, onun için kusura bakmayın. Siz başka arkadaşlarla tartışın konuyu, biz sağlıklı bir iletişim kuramadık.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .