Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Kategoriler

  • 976 Tüm Kategoriler
  • 31 Duyuru - Öneri
  • 292 Tartışmalar
  • 191 Kavramlar
  • 11 Serbest Stil
  • 16 Klasikler
  • 422 Tanıtımlar
  • 13 Sözlük Hakkında

Ürünlerin satılması, değerlerin metalaşması ve işlevsellik-nitelik ( Meta kadın ) Üzerine deneme

0
Mart 2015 düzenlendi kategorisi Tartışmalar
Sözlükte başlıklarının açıldığını fakat ciddi ele alınmadığını gördüm. Yazacaklarımda yorumlanabilir tabi Hopa..

Ürünlerin satılması, değerlerin metalaşması ve işlevsellik-nitelik ( Meta kadın ) Üzerine

Bunu ciddi olarak ele almak için reklamcılığın işleyiş biçimlerine bakmak gerek.
Bu klasik koşullanmayı insana uygulayan kuramlarıyla müthiş fakat kişiliğiyle şerefsiz olan John B Watson abimizin olayıdır temel olarak. Bu arkadaş, klasik koşullanmayı reklamlara uygulatmayı öğretmiştir.
Tanıtılması gereken ürün uyarıcı bir objeyle tanıtılır. Örn: Magnum reklamındaki çikolatalı dondurmayı ısıran abla, dondurmayı ısırdığı esnada bütün görsellik geri plana atılır ve o " Katoorrrtt" sesi çıkar. Bu sesin dondurmanın işlevselliğiyle bir alakası yoktur. Olmak zorunda da değildir. Fakat bu ses o kadar abartıdır ki bizi uyarır. Magnum reklamını görmeyelim dışarıda sadece o kadının dondurmayı ısırdığında çıkan sesi duyalım. " Heh bu bir magnum reklamıdır. " deriz. Yani Ses ile ürün arasında bir nedensellik bağı oluşturur bu koşullandırma.

Kadında böyle kullanılır. Gökten melek olarak düşen kadınların parfümle bir bağı yoktur aslında. Fakat bu koşullandırma, parfümün, sanki bir işlevselliğiymiş yada aralarında bir bağ varmış gibi sahte bir nitelik kazandırır parfüme. Çünkü artık herkes iyi parfüm üretebiliyor. O halde ürünün işlevselliğinin dışında nitelikler koymak gerek. Yani hamburger menülerin yanında oyuncak verilmesi yada deterjanların yanında bardak hediye edilmesi gibi kendiyle alakası olmayan şeyler.

Kapitalist sistemin bu yayılma ihtiyacı reklamcılıkla tüm değerlere hatta evimize gelir. " Yeni evli çiftlere buz dolabı artı mikro dalga " işte" Bal ayı çiflerine şu " İşte " Sevgililer gününde eşine şunu alın " vesaire...

Birde şunlar var Zizek'in sapığın ideoloji rehberinde bahsettiği Starbucks olayı " Evet bizim kahvelerimiz pahalı fakat biz sizen aldığımız paranın %1 inin guatemalalı çocuklara %1ini şurada aç kalmışlara %1 ini yetimlere veriyoruz " Bu reklamcılığın son noktalarından biridir. Yani şu, biz ürünlerimizin şu kadarını bağışlıyoruz o halde bizden alın. Bunu alan kişi hem vicdanını rahatlatıp insani görevini yerine getirmiş, hemde kahvesini gocunmadan keyifle içmiş olacaktır.

Bunun en en en tehlikeli noktasıysa şudur. Bauman'ın " Sosyolojik düşünmek " de bahsettiği
öz çıkar, ahlaki güdülenmenin önündeyse, başarmışlar başaramamışların üzerindeyse, o halde ünlü biri bazı sivil toplum kuruluşlarına yardım ettiğinde şöyle denir. " Ahh yavruum ne kadar da merhametli bir insan " halbuki bunun çok fazla merhametle bir alakası yoktur.
Sistemde bir bozukluk vardır ve kişi ahlaki sorumluluğunu yerine getirmek ister. Olması gereken bir durumu ekstra bir hale getirmektir bu. Yani diğerleri yardım etmeyebilir demektir. Onlar çünkü kazanamamıştır, diğerleri kazanmıştır ve istedikleri gibi hareket etmeye hakları vardır, bu ahlaki bir sorumluluk içermez.

Aslında reklamcıların asıl olayı varolan bir durumu evimize getirmektir. Tüm olayları budur aslında. Ürünlerinin evimize girmesi, zihnimize kazınması. Bu yüzden onlar varolan zihni ancak kullanırlar. Mesele çıplak kadınları kaldırmak değil çıplak kadınlar beklentisinin talebini azaltmaktır. Çünkü Hayek'in dediği gibi arz-talep iktisatta kutsal bir durumdur. Yada kutsallaşmıştır bilmiyorum...( tamamlanacaktır. )



Şuradan anlaşılmalıdır ki reklamlarda kadınların bir obje olarak gösterilmesine karşı çıkmak yetersiz bir durumdur. Feminizm buna indirgenecek bir şey değildir...
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .