Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Kategoriler

  • 976 Tüm Kategoriler
  • 31 Duyuru - Öneri
  • 292 Tartışmalar
  • 191 Kavramlar
  • 11 Serbest Stil
  • 16 Klasikler
  • 422 Tanıtımlar
  • 13 Sözlük Hakkında

Takas kültürü ve tüketim karşıtlığı

1
Aralık 2014 düzenlendi kategorisi Kavramlar
Amerika Birleşik Devletleri her ne kadar tüketim çılgınlığının mabedi olsa da bir o kadar da tüketim karşıtı insana ev sahipliği yapıyor. Ülkede binlerce ikinci el eşya, mobilya, kitap ve araç gereç dükkanları mevcut. Bit pazarı kültürü tüketim karşıtı insanlar için büyük önem taşır. Bit pazarı müdavimleri takası da çok sever. Tüketim karşıtı biri olarak değiş tokuş sistemini çok seviyorum. İki günde iki kadın yazar bana kitaplarını gönderdi mesela bir değiş tokuş web sayfası aracılığıyla. Karşılığında da hiçbir şey istemediler. Bu beni oldukça duygulandırdı. Türkiye'de bildiğim kadarıyla zumbara var böyle bir sistemi olan. Zumbara'da karşılığında bir şey vermeniz gerekiyor mu bilmiyorum ama. Kullanan arkadaşlar varsa beni de bilgilendirsin.

Feminizm özünde sisteme karşı çıkan bir akım olduğundan kapitalizme de karşıdır (liberal feministleri ayrı tutuyorum onların paradigması farklı olduğundan). Kapitalizm karşıtı insanların aynı zamanda tüketim karşıtı olması çok doğaldır. İhtiyacımız olmayan şeylerden arınmak ve bunu yaparken de birilerinin ihtiyacını karşılamak olağanüstü bir duygu. Tam ihtiyaç duyduğunuz anda birinin o ihtiyacınızı karşıladığını düşünün. Mutlu olmaz mıydınız? Yıllardır alışveriş merkezlerinden bir şey almıyor ve kuzenlerimin eskilerini giyiyorum. Eskiden bundan utansam da şimdi bu tüketmeyen halimle gurur duyuyorum. Şimdilik bu kültürü sadece kıyafet, kitap, eşya bazında yürütebilsem de iş yemeğe gelince biraz savruk olabiliyorum. Onun da bir hal çaresine bakmam gerekecek yakın zamanda.

Peki, nasıl tüketim karşıtı insanlar oluruz? Ben kendimce şöyle kurallar getirdim (yıkmakta ve üstüne bir şeyler eklemekte serbestsiniz):

1- İhtiyacın olandan fazlasını alma. Bir cep telefonun varsa onu bozulana kadar kullan mesela. Üst modeli çıktı diye bin türlü borca girip onu almaya çalışma.

2- Kredi kartından uzak dur. Kredi kartları sana dost değil, bedava hiç değil. Paran yoksa alışveriş yapmayacaksın (zorunlu ihtiyaçlar ve beklenmedik olaylar hariç). Sen çantanı, ayakkabını vesaire yenile diye ailen senin arkanı toplamak zorunda değil. Ama ben hem çalışırım hem lüksüme bakarım diyorsan o senin bileceğin iş.

3- İkinci el dükkanları uğrak yerlerin olsun. Oralarda o kadar güzel ve orijinal şeyler bulunuyor ki. AVM'lerden aldığın şeyi ertesi gün başkasının üstünde görmekten bıkmadın mı? (Kıyafetine düşkün biriysen dikiş kursuna gidebilirsin mesela! Bir arkadaşım üç senedir her şeyini kendi dikip biçiyor. Hem kimseyle pişti olmuyor hem de maliyeti çok düşük şeyler üretiyor.) AVM'lerdeki kitapçıları çok işin düşmedikçe besleme derim. Sahaflar candır; kitap kokusunu içine çekebildiğin yerlerdir. Soğuk değildir ışıltılı AVM kitapçıları gibi.

4- Takas etmeyi öğren. Bir şeye ihtiyacın yoksa istifleme evde, ihtiyacı olan bir arkadaşına ya da kuruma ver. Arkadaşlarından ihtiyaç duymadıkları şeyleri sana vermelerini iste ve karşılığında sen de onlara bir şey ver. Dünyada para harcamana gerek olmayan tonla şey var. Onun atacağı bir şey sana lazım olabilir.

Maddeler ve örnekler çoğaltılabilir. Ben sizlerin tüketim karşıtlığı konusunda ne düşündüğünüzü, neler yaptığınızı ve bireysel çözümlerinizi çok merak ediyorum. Feminist sözlük olarak biz de kendi takas grubumuzu oluşturabilir ve yardımlaşabiliriz aramızda. Neden olmasın ama değil mi?

Son olarak da; burada yazılan hiçbir şey zorunlu değildir. Bunları yapmasanız da siz hala feministsiniz çünkü size kimse nasıl yaşamanız gerektiğini söyleyemez. Paranızı benle de kazanmadınız, istediğiniz kadar harcayıp tüketin tüketim karşıtı değilseniz. Canınız sağ olsun!

Yorumlar

  • 0
    Aralık 2014 düzenlendi
    Dave Ramsey güzel demiş, "We buy things we don't need with money we don't have to impress people we don't like.” Son yüzyılın tüketim çılgınlığı bizi düşünmeden para harcayan, düşünmeden ihtiyacı olmayan şeyleri alan insanlar yaptı. Bizi diyorum çünkü bu çarkın dışına çıkmak zor. Bu yüzyılın önemli bir özelliği de önce havadan ihtiyaç yaratması sonra da o ihtiyacı karşılayan ürünleri reklam bombardımanıyla insanlara satması. Öyle bir bataklık ki bu aldığınız bir ürün sizi diğerlerine çekiyor, farketmeden tüketim kültürü içinde boğulmaya doğru gidiyoruz.

    Bu sistemden çıkmak gerçekten zor çünkü en basitinden televizyonda bir ton reklam var, internette var. Algı yönetimiyle bilinçaltımıza biz farketmesek de işliyorlar. Fakat en azından bu sisteme olan desteğimizi en aza indirebiliriz. Varsın 10 çeşit ayakkabımız olmasın, 4 çeşit neyimize yetmiyor. Telefonumuz son model olmasın, ben en dandik telefonlardan kullanıyorum mesela. Gayet de yaşamıma devam edebiliyorum. Zaten bu şekilcilik bizi bitirdi, doyumsuz insanlar olduk.
  • 0
    Türkiye'de gezi parkı sürecinden sonra dayanışma evleri kuruldu. Ve park forumlari, bu oluşturulan topluluklar takas pazarı ve bırak git etkinliği de yapıyor.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .