Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Kategoriler

  • 976 Tüm Kategoriler
  • 31 Duyuru - Öneri
  • 292 Tartışmalar
  • 191 Kavramlar
  • 11 Serbest Stil
  • 16 Klasikler
  • 422 Tanıtımlar
  • 13 Sözlük Hakkında

“kadınlar şairlere aşık olur ama müteahhitlerle evlenir”

0

Erkek kültürü kadını önce iradesiz, bağımlı ve pasif bir varlık olarak tanımlayıp, birçok farklı yöntemle esir alıp daha sonra da kadınların mevcut durumu üzerinden tanımlar yapmayı sever. Bunun en yaygın örneklerinden bir tanesi derki; kadınlar şairlere âşık olur ama tüccarlarla evlenir. Bu söz önceden ne kadar yaygındı bilmiyorum ama son zamanların “kes-kopyala” yazarlarından, dizi yazarı, yönetmen ve şairlik başta olmak üzere birçok iş yapan Onur Ünlü isimli erkek, aynı sözü “kadınlar şairlere aşık olur ama müttehitlerle evlenir” şeklinde yeniden kopyalayıp satınca, ortalık müteahhit olamadığı için “kaderin bir cilvesi” sonucu solcu olmuş ve solcu olmuşken de mutlaka şairliğe özenmiş erkeklerin aynı sözü ilahı bir metin gibi tekrarlamasına döndü.

Evet, erkek kültürü önce kadını bir köle olarak tasarlar ve daha sonra dönüp bir kölenin tepkileri üzerinden mutlak kadın tanımları yapar. Oysa söylenmesi gereken şudur ki; kadını kendi çıkarları üzerinden tanımlayıp, kaşına, gözüne methiyeler dizerek keyfine göre dizayn eden de ve dahası kadınları bu tanımların içinde olmaya ikna eden de aynı erkek kültürünün kendisidir. Kadınları evlere kapatıp, yaşamla doğrudan bağ kurmalarına engel olup, bakımını sağlamak için evlilik adı altında vücudunu ve iradesini satmasını sağlayan da aynı erkek kültürünün kendisidir.

Yani iş yaşamı içerisinde eşitçe yer alabilen, kendi hayatının kontrolünü “en az diğer her insan kadar” eline alabilmiş bir kadının illa evlenecekse bunu evleneceği kişinin malı, mülkü üzerinden karar vermesini gerektirecek bir durum yoktur. Keza, kendisini erkek egemen kültürün şarkı, şiir, mani adı altında sürekli dolaşımda tuttuğu cinsiyetçi, kadın düşmanı, genelleyici, ırkçı söylemlerin etkisinden kurtarabilmiş bir kadının, bu gibi şiir başlığı altında pazarlanan erkek lakırdılarına özel bir ilgi göstermesi de söz konusu olmaz.

Hal böyle olunca, açıkça söylenmesi gerekir ki günümüz erkek egemen dünyasında ortak noktaları erkek kültürü olduğu sürece şair ile müteahhit arasında bir fark yoktur. Şairlik yapan bu erkekler, bu söylemleriyle erkek egemen kültürün “kadın tanımını” her gün yeniden üretip, güçlendirirken müteahhit erkek ise kendi geçimini sağlayamayacak bir köle, pasif bir varlık haline getirilmiş bir kadını satın alma yarışında avantajlı bir konum elde eder. Dolayısıyla ahlaksal nitelik olarak şair erkek ile müteahhit erkek arasında bir fark yoktur. Bu iki erkeklik biçimi de kadına biçilen esaretin birer bekçileridirler. 

Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .