cinsiyetçilik (sexism)

1
Haziran 21 düzenlendi kategorisi Kavramlar
Genelde erkeklerin ve heteroseksüellerin kadınlara ve eşcinsel bireylere üstün olduğunu kabul eden ideoloji.Bu ideoloji bazı toplumlarda adet,kültür, yasa veya tabu olarak varlığını sürdürür.
Etiketlendi:

Yorumlar

  • 1
    Sexismi erkeklere ve heteroseksüellere yüklemekte bir sexistliktir.Kendini üstün görme sadece hetero erkeklerde yoktur tüm cinsiyet ve yönelimlerde vardır.Sexism bir cinsiyetin veya yönelimin fanatikliğini yapmaktır.
  • 1
    @abolisyoncu "genelde" dedigime dikkat çekmek isterim zira günümüzde sexist kadın ve eşcinsel sayısı yok denecek kadar azdır ideolojinin temelinde bir cinsiyeti diğerinden üstün gorme yatsa da bu ideolojiyi daha çok kadınları ezmek için kullanirlar
  • 0
    Ağustos 2015 düzenlendi
    Günümüzde ki sistemde "genel" olarak kadınların veya homoseksüellerin ezildiğini veya ayrımcılığa uğradığını söylemekte bir seksistliktir bana göre.Bir tane bile heteroseksüel erkek bu toplumda ve bireysel yaşamda ayrımcılığa uğruyorsa bunu es geçmek veya küçümsemenin yanlış olduğunu düşünüyorum.Bende eskiden sizin gibi düşünürdüm ama artık bunun yanlış olduğu sonucuna vardım.Ek olarak cinsiyetçilik sorununun nedenlerini çözmekte ve çözümler üretmekte yetersisiz.(dünya olarak) .Ki çözüm üretmeye çalışırken veya cinsiyetçiliği açıklarken bile cinsiyetçilik yapıyoruz.

    Bizim yaşadığımız toplumda heteroseksüel (veya homoseksüel) erkeklerin geleneksel sünnet , zorunlu askerlik , ağır işçilik gibi bir takım ciddi ayrımcılıklara uğradığını biliyoruz.Bu ayrımcılık biçimleri sadece sorunların görülen kısmıdır , bir de bunun görülmeyen kısımları vardır.

    Sonuç olarak her iki cins , her türlü cinsel yönelim toplumsal normlar ve yasalar tarafından baskı altındadır.Cinsiyet ayrımcılıklarını terazinin kefelerine koyup hangisi daha ağır diye tartmayı yanlış buluyorum.Eğer bir kişi "cinsiyetinden veya yöneliminden dolayı" ayrımcılığa uğruyorsa hangi cinsin veya yönelimin ayrımcılığa uğradığına bakmadan bu konuyu ciddiye almalıyız diye düşünüyorum.

  • 0
    Mayıs 1 düzenlendi
    Cinsiyetçilik, bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojidir. Cinsel ayrımcılık ise insanların diğer insanlar hakkındaki yargıları, kişisel değerlerden çok cinsiyete dayandığında ortaya çıkan ve kimi zaman nefret içeren çatışmalı durumdur. Daha genel olarak cinsiyete dayanan her tür ayrım, cinsel ayrımcılık olarak tanımlanabilir.

    Bu (bazı istisnaları olmakla birlikte) tarihte genel olarak erkeklerin kadınlara karşı, heteroseksüellerin eşcinsellere karşı üstünlüğü şeklinde rastlanır ve günümüzde de geçerliliğini yaygın şekilde korumakta, insanlar arasında halen etik bir konu ve bazı toplumlarda tabu olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Cinsiyetçiliğin insanlar arasında neden böylesine geniş ölçüde kabul gördüğü hakkında yapılan tartışmalar, genelikle şu sonuçları işaret etmektedir: Aile, toplum ve çeşitli dinlerden öğrenilen, erkeklerin dominant ve kadınların resesif özelliklerinden veya ahlaken doğru olduğu varsayılan kültürel ve etik normlar, değer yargıları, tabular, kurallar, yasalar, örf ve âdetler cinsiyetçiliği olağanlaştırır ve normalleştirir.

    Başlıca düşünce şekilleri ve inanışlar şu şekildedir: Bir cinsiyet diğerine göre (kadın erkeğe göre veya erkek kadına göre) daha üstündür veya daha değerlidir. Kadınlar nefret edilesidir, erkekler nefret edilesidir. Kadınlık belli sınırları olan bir kavramdır, erkeklik belli sınırları olan bir kavramdır.

    Cinsel ayrımcılık temel olarak belli bir varlığın karakteristik özelliklerinin her zaman kendine özgü sınırlar içinde kalmaya mahkum olduğu düşüncesine dayanır. Kendi içinde ise; erkeğe, kadına, çift cinsiyetli olana ve cinsiyet değiştirene karşı ayrımcılık olarak bölümlendirilebilir. Bu türlerden her biri faklı bir tarihi gelişime sahiptir ve farklı davranış biçimleriyle kendini gösterir. Her karakteristik özelliğin kendine ait kesin sınırları olduğu düşüncesi, erkeği ve kadını ait oldukları sınıflara kesin bir şekilde ayırdığı gibi her iki cinsiyete ait özellikleri gösteren bireyi de reddeder. Böylece bu düşünce; bir erkeğin diğer erkeklerden, bir kadınınsa diğer kadınlardan önemli bir fark olabileceği ihtimalini de yok sayar.

    Cinsel ayrımcılığın belirli türleri birçok ülkede yasa dışı olduğu halde bireylere cinsiyete dayanan bazı özel haklar, öncelikler veya sorumluluklar verilmesi oldukça yaygındır.

    Cinsel ayrımcılık kavramı aslında genellikle kadınlara karşı olan ayrımcılıklarla eş tutulur. Bunun nedeni, kadınlara karşı ayrımcılığın ortaya çıkan ilk şekil olmasıdır. Şovenizm kavramı en geniş haliyle bu ayrımcılığı da kapsar. Erkek egemen, ailedeki baba figürünün ağırlık bastığı toplumlarda bu tür ayrımcılık, kadının zayıf olduğu yaygın kanısı ile kendini belli eder; bazı toplumlarda kadın, kanunen bir birey olarak dahi görülmemiştir. Feminist bazı oluşumlar; kanun önünde eşitlik, politik alanda kadının temsil edilmesi, kadına karşı şiddetin önlenmesi, eğitim ve iş fırsatları gibi konular üzerine giderek kadın haklarını gözetmektedirler.

    Erkeklere karşı cinsel ayrımcılık içinde erkek düşmanlığı ve androfobiden bahsedilebilir. Erkek düşmanlığı, adından da anlaşılabileceği gibi nefret duygusunu içerir. Androfobi ise "erkeklere karşı korku" anlamına gelir ve psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. Kadının kendini erkekten üstün hissetmesi de bir cinsel ayrımcılık türü olmasına rağmen kavram, yakın zamanda yaygınlaşmıştır.

    (Ülkemizde yasaklı olan Vikipediden)
  • 0
    Çok güzel tanımlamalarla açıklanabilen cinsiyetçilik ile ilgili benim de paylaşmak istediğim birkaç durum olacaktır. Anlatacaklarım tanımdan ziyade günlük hayatta cinsiyetçilik dediğimiz düşünce sistemiyle nasıl karşılaştığımız.
    Lise sondayım ve okulum Gebze'de olmasına rağmen ailemin yanına Aydın'a geldim. Sınava hazırlanmak açısından daha kolay olsun diye, şanslıyım ki ailem medeni insanlardan oluşuyor ve beni kısıtlamaya kalkışmıyorlar çoğu zaman. Sorun dışardaki insanlarda, toplum dediğimiz kısımda başlıyor. Burada bir kursa gidiyorum, öğle yemeklerini de oradaki insanlarla yiyorum, günlük konuşmalarda gayet medeni ve saygılı olan bu insanlar herhangi bir kadın-erkek konuşmasında cinsiyetçi kesiliyorlar. Hemen bir örnek vereyim, bir yemekte benim dahil olduğum 6 kişilik bir grup mesleklerden konuşuyorduk, grupta iki kız idik ve o dedi ki "bayanların da diş hekimliği yapması zor" doğal bir tepki olarak neden diye sordum cevabı "bilmem bence bayanları yapması garip".
    sonra bir anda herkes kadınların mühendis olmasının ne kadar da garip bir şey olduğundan bahsetmeye başladı, hatta biri işi ileri götürüp dedi ki; eğer bir kadın inşaat mühendisi olursa, ustabaşı onun dediklerini dikkate almaz, kendi bildiği gibi yapar evi; adam 40 yıldır o işi yapıyor bir kadını dinlemez!
    Sırtımdan soğuk terler boşanmaya başladı arkadaşlar! İçimden "Evet, o yüzden küçük bir depremde hepimiz ölüyoruz!" dedim, dışımdan tostumu yemeye devam ettim.
    Hikayenin sonu böyle canlarım, saygılarımı sunuyorum.
  • 0
    Bell Hooks Feminizm Herkes İçindir kitabında bahsedilen cinsiyetçi düşünce örnekleri:

    - Kadın evde kalmalı çocuk bakmalı erkeğe tabi olmalı.

    - Kadınlar çocukları daha iyi yetiştirir.

    - Erkek istediğini yapar kadın yapamaz. (Bunu üzerine kadınlar çok eşliliği savunmaya başladılar fakat bu ataerkil düzen içinde çok eşlilik en çok erkeklere yaradı.)

    - Cinsiyetçi düşünce bize, birbirimizi merhametsizce yargılayıp acımasızca cezalandırmayı öğretti. (s.27)

    - Güçlü olan zayıf olana hükmetmelidir. (s.29)

    - Genciyle yaşlısıyla tüm kadınlar cinsiyetçi düşünceyi içselleştirerek toplumsallaştırmışladı; değerin sadece görünüşle, özellikle erkeklere iyi görünüp görünmediğine [cinsiyetçi güzellik] bağlı olduğunu düşünüyorlardı. Sağlıklı bir kendine güven ve kendini sevme biçimi geliştirilemezse kadınların asla özgürleşemeyecegini düşünene feminist düşünürler, dosdoğru meselenin özüne indiler (s.45) yani bedenlerine...
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .