Aşırı korumacılık

0
Ailenin tek kız evladıyım. Tutucu bir ailede yaşıyorum. Bundan 2 yıl sonra üniversite sınavlarına gireceğim. Sorun şu ki, eğer bir üniversiteyi kazanabilirsem annem peşimi bırakmayacağını, gittiğim şehirde yanıma gelip bir ev tutacağını söylüyor. 
Aslında bu düşünce beni bunaltıyor. Beni okumamı istiyorlar ama ilginç bir şekilde kendi ayakları üzerinde duran , özgüvenli ve bağımsız bir birey olmamı istemiyorlar. Onlarla birkaç kez bu konuyu tartışmaya çalıştım. Babam, kız evladın daha değerli olduğunu ve korunması gerektiğini söyledi. Annem, kendime bakamayacağımı söyledi. Cevaplar farklı ama ikisi de aynı kafada. Eğer siz benim yerimde olsaydınız, ne yapardınız? 
Demişken sizden rica ediyorum, lütfen "Annenle baban senin iyiliğini düşünüyor, bunun kıymetini bil."  gibi klişe yorumlar yapmayın, çünkü soruna çözüm getirmeyecek.

Yorumlar

  • 0
    Aşırı Korumacılık; her "aşırı" şey gibi elbette sorunlu. Bugün internette bile aşırı korumacı ailelerde büyüyen çocukların gelişimleri süresince bir fanus içerisinde yaşadığını, dolayısıyla hayata atıldıklarında daha çok zorlandıklarını anlatan pek çok yazı bulmak mümkün. Ancak; ne yazık ki toplumumuzda bu, anne-baba açısından bir sorun olarak değil de "iyi ebeveynliğin başlıca özelliği" olarak kabul ediliyor. Biricik çocuklarının çevreden herhangi bir zarar görmesini istemeyen aileler, çözümü çocuklarını her daim kendilerine yakın tutup, her sorununda yanı başında olmakta görüyorlar.

    Bu "sevdiğini her şeyden koruma" dürtüsü; aslında sadece anne-babaların çocukları üzerindeki bir baskısı değil, kimi zaman sevgilinin sevgili üzerinde, eşlerin birbiri üzerinde, ve hatta kardeşlerden büyük olanın küçük kardeş üzerindeki baskısına dönüşebiliyor. Genellikle tam bu noktada, yani sevginin baskıya dönüştüğü noktada, önüne geçilmesi zor bir şiddetin yolu da aralanıyor.

    *   *   *
    Miyase'ye cevaben; ailenin aşırı korumasından kurtulmanın yolu bence zaten korunmaya ihtiyacın olmadığını, zaten kendini koruyabildiğini göstermek olabilir. Önünde iki koca yıl var. Ailenin korktuğu şeyleri bilmiyorum; kötü arkadaşlar edinmen mi? Aileni arkadaşlarınla tanıştırabilir, zaten iyi insanlarla arkadaş olduğunu fark etmelerini sağlayabilirsin. Onlar beslemese senin hiç bir şey yemeyeceğini ya da onlar "çalış" demese senin asla çalışmayacağını mı düşünüyorlar? O halde onlara söz bırakmadan zaten kendi kendine de bunları yapabildiğini, bir zorlayana, bir ittirene ihtiyacın olmadığını gösterebilirsin. "Benim size ihtiyacım yok!" cümlesini kurmanı önermiyorum. Seni zaten izleyen, gözlemleyen bir aile; değiştiğini, kendi kendine yetebildiğini, yalnız da çok sorun yaşamayacağını zaman içinde görecektir.

    Ancak; yazdığın ilk cümleden anlıyorum ki ailenle ilgili tek sorunun "aşırı korumacılık" değil, bir de onların "tutucu" olması meselesi var. Şu durumda ailen gerçekten tutucuysa, kendi ayakların üzerinde durabileceğini ve bir başkasının seni korumasına ihtiyacın olmadığını fark etmelerine rağmen, tavrını değiştirmeyebilir.

    Belki de her şeyden önce seninkilerle ilgili sorununun kökeni üzerine düşünmekte fayda var. Tutuculuk mu? Aşırı korumacılık mı? Başka bir şey mi? (İlla biri ya da öteki olmayabilir, bunların bir bileşeni de olabilir.) Ne yapman gerektiğine karar vermek bu tespitin ardından çok daha kolay olabilir. "Kız çocuğu ya baba evinde ya koca evinde olur" diyen bir ailenin sorunu "aşırı korumacılık" değildir örneğin. Böyle konuşan bir babaya istediğin kadar güçlü olduğunu göster, umurunda olmaz. Ona göre sonuçta sen "kız çocuğu"sundur ve bu asla değişmeyecektir. 

    Peki; senin durumunda, tutuculuk çok daha ön plandaysa sizinkiler için, ne yapmalı? Ah, bence işte bu çok zor bir soru, cevabı bilmiyorum. Sanırım o zaman bunu "aşırı korumacılık"ta değil de başka bir başlıkta tartışmaya açmalı. Ne dersin?
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .