Feminizme Yönelik Eleştiriler

2
Bu eleştirilere ekşisözlükte gördüğüm bir tanesini cevaplayarak başlamak istiyorum. Eleştiri kabul edemeyen bir insan değilim. Maksatım bu eleştiriyi yapan kişiye saldırmak değil, yanlış bildiğini düşündüğüm şeyleri düzeltmektir. 

Öncelikle yazarın eleştirisine bakalım.  Ekşisözlükte "feminizm" başlığına girdiği tanım ve eleştiri şöyle;

"empatiden yoksun, biraz cinsiyetçi bulduğum fikir akımı.
eğer ayrımcılığa karşı çıkıyorlarsa, erkeklere zorunlu askerlik hizmeti ; daha reşit olmayan erkek çocuklarına sünnet gibi uygulamalara da şiddetle karşı çıkıp ses çıkarmalıdırlar. ayrıca eylemlerde onları destekleyen erkeklere "aramızda erkek istemiyoruz, defolun ." dememeleri gerekir.
tacize ve ayrımcılığa karşı çıkmaları gayet güzel, mağdurların yanında olmaları da güzel; ama inanın kadınlar olduğu kadar çok sayıda erkek çocuk vs de tacize mağdur kalıyor. bunları da savunmaları gerekir. 
bunun yanında feministlerin sıkça yaptığı en bariz yanlış: tacizci diye adlandırılan kişileri afişe edip, onlara karşı şiddet ve kendi öz cezalandırma sistemlerini devreye sokma isteği. belki kızacaksınız ama ister tacizci veya başka bir kişi olsun; suçu ispatlanmadan kimseyi böyle yargısız infaz yapamazsınız. herkes kendi hukukunu uygulayacaksa bu bir linç toplumunu doğurur. tacizci, sapık, mobbing yapan insanlar en ağır cezaları almalı mı evet, ama senin kendini hakim yerine koyup onlara ceza verme, ifşa etme vs hakkın yok. adam tacizci tamam, ifşa ettin mesela ve adam hapse düştü ancak ifşa edildiği için adamın evi taşlandı, çoluk çocuğu dayak yedi; onları nasıl koruyacaksın? ilkel bir toplumda, kişilere cezaları kişiler verir. medeni toplumda hukuk devreye girer."

Link: https://eksisozluk.com/entry/70377951


Şimdi başlayalım yanlış anlaşılmaları düzeltmeye;

1. Öncelikle birçok feminist kisi ve grup zaten biyolojik erkeklere yönelik zorunlu askerliğe ve sünnete karşı çıkıyor. Feminizm LGBTQAI daha doğrusu her türlü kuir oluşumla birlikte çalışan bir harekettir. Bu bakımdan şu sayfadaki haberlere bakabilirsiniz. 

2. Evet birçok çocuk da tacize uğruyor, bir çok erkek de tacize uğruyor zaten feminizmin "tacize uğrayan erkekleri savunmayın" gibi bir emri yok. Kendine feminist diyen bazı kişiler erkeklere yönelik bir tacizi mümkün görmüyor veya bunları savunmuyor diye feminizmi yerin dibine sokmak fazlasıyla yersiz. Onun yerine belli kişileri eleştirmek daha doğru olur. Ben şahsen kendini feminist olarak tanımlayıp erkeklerin tacize/tecavüze uğradığı haberlerle dalga geçen veya inanmayan insanlar da gördüm. Bir feminist grupta "kocamda deniycem ehehehe" veya "tacize uğramak hoşuna gitmiştir erkek sonuçta" diyenler de vardı. Tabi bunu eleştirdiğimde bana saldırmıştı aynı insanlar. Sonra şunu fark ettim, aynı grupta o feminist kişilere karşı çıkan ve erkeklere yönelik taciz/tecavüz olaylarına karşı çıkan başka feministler de vardı. Yani feminist olmak tek bir kişilik kalıbına girdiğin anlamına gelmiyor. Bu belli kuralları olan bir din değil. Erkeklere yönelik şiddete, tacize, tecavüze, zorunlu askerliğe karşı çıkan birçok feminist var.  

3. Bir feminist olarak "aramızda erkek istemiyoruz" özelliğindeki eylemleri fazlasıyla cinsiyetçi ve tehlikeli buluyorum. Böyle eylemlerden ve destekçilerinden uzak duruyorum. Böyle düşünen tek feminist ben değilim. Gene birkaç örnek yüzünden bütün feminist hareketi lekelemeye çalışılmış. 

4. Şimdi son kısma gelelim, hukukta "mağdurun beyanı esastır" ve "suçluluğu kanıtlanana kadar herkes masumdur" görüşlerini şimdilik daha uygun buluyorum. Evet mağdurun beyanı esas alınır ve bu suçlamaya yönelik araştırma yapılır. Bu araştırmalar sırasında da zanlı suçsuz kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere ben de bir feministim bu tarz linç kültürlerine karşı çıkıyorum. Yeterince bilinçli bir insan taciz, tecavüz gibi suçların bireysel değil toplumsal olduğunun farkındalığına ulaşacaktır. Bu durumda kişileri tacize iten şey ikili cinsiyet sistemi, eril kültür ve ataerkil sistemdir. Bu sisteme karşı çıkmadıkça, ve cinsiyetsiz toplum anlayışını yaygınlaştırmadıkça cinsel suçlarında önüne geçmek mümkün değildir. Zanlıları linç etmek bir çeşit sinir boşaltma eylemidir. Mantıkla değil duyguyla hareket etmektir. Böyle düşünen sadece ben değilim. Farklı görüşlere sahip bir çok feminist var dünyada. Tecavüzcülere kimyasal hadım uygulanmasına karşı çıkan feministler de var mesela. Veya cisgender erkekler olmanın fazlasıyla zor olduğunu savunan feministler de var. Tanısaydınız bilirdiniz demek istiyorum. Sadece radikal feministlere bakarak koskoca feminizm hareketinin bu şekilde kötülenmesine izin veremeyiz. 

Yorumlar

  • 1
    ELEŞTİRİ: "Feminizm; kadınları erkeklere düşman ediyor!"

    Kimi feminist toplamlarda, kimi kadınların "Erkek işte, n'olucak!" gibi laflarıyla irkilmişliğim vardır. Ancak, hemen akabinde grubun geri kalanı tarafından uyarıldıklarını da gördüm.

    Feminizm; "erkek karşıtı" değil, "ataerkil düzen karşıtı" bir akımdır. Zaten aklını kullanan hiç kimse, bir erkeğe sırf o öyle diye düşman olacak değil.

    Ancak ola ki bir erkek, ataerkil toplumun ona sırf erkek olduğu için yüklemiş olduğu ayrıcalıklardan faydalanmakta beis görmüyor ise; burada söz konusu olan o kişinin erkek olması değil, erkekliğini kullanmasıdır. "Erkek" değil, ama "erkeklik" (toplumun erkeğe yüklediği tüm o ayrıcalıklarla birlikte) feministlerin düşmanıdır. Zira feminizm; bir eşitlik/denklik mücadelesidir. Ayrıcalıklı kesimin ayrıcalıklarını elinden almayı, ataerkil sisteme karşı alenen savaş açmayı savunur.  

    *   *   *

    ELEŞTİRİ: "8 Mart'larda, 25 Kasım'larda erkekleri yanında istemeyen feministler, erkekleri kendilerinden bu denli uzak tutarak dünyayı nasıl değiştirebileceklerini düşünüyorlar ki?!"

    8 Mart'larda; genellikle farklı grupların düzenlediği 2 çeşit eylem oluyor. Örneğin Ankara'da; biri özerk kadın mücadelesi veren grupların düzenlediği bir kadın yürüyüşü ya da mitingi ve diğeri de kadın-erkek karışık bir kadın hakları yürüyüşü. (Aynı gün, farklı saatlerde gerçekleşiyor ikisi de.) Talepleri aynı; "ataerkil sistemin yıkımı" ve "toplumun yeniden inşaası". Bir erkek; yürüyüşe katılmak istiyorsa, buyursun kadın-erkek yürüyenlere katılsın. Kim ne diyebilir? Bunu beğenmiyorsa, kendi gibi düşünenlerle birlikte bir başka eylem daha organize etsin, kim ne diyebilir?

    Burun kıvırmak kolay iş; esas mesele birlikte yürüdüğün insanları tanımakta, anlamakta yatıyor. Bir erkek; sadece kadınların yürüdüğü bir korteje dahil olmak istiyorsa, ve bu talebi reddedildiğinde nedenini anlamaya çalışmak yerine yalnızca sinirlenip atarlanıyor, dahası tüm feministlere düşman oluyorsa; bu burnu büyüklük değil de nedir?

    Senede bir kez düzenlenen bu kitlesel yürüyüşlerde kortejleri erkekleri hariç tutarak hazırlayan feministler, bunu neden böyle yapıyorlar? Cevap, bir tık uzağınızda. Bu yürüyüşleri düzenleyen her bir özerk kadın mücadelesi grubu, kendi öznel gerekçelerini her eylem öncesi sıralamakta. Açın, bakın, okuyun, tartışın dostlar. Küsüp gitmek de neyin nesi. Okumaktan korkuyor musunuz? O halde eylem alanında değil de eylemden önce/sonra, bir başka gün, 8 Mart'ta erkeklerle yürümek istemeyen birkaç feministe "Neden?" diye sorun. Günümüzde çok da zor değil bilgiye ulaşmak.

    Dahası, kimi kadınların 8 Mart'ta yalnızca kadınlarla yürümek istemesinden hareketle; bu kadınların asla erkeklerle konuşmadığı, sosyalleşmediği, tüm erkeklerden nefret ettiği, her erkekten uzak durduğu sonuçlarını nasıl çıkarıyorsunuz? Benim tanıdığım hiçbir feminist savunduğu konuları erkeklerle tartışmaya kapalı değil. Gayet de tartışır, çatır çatır da savunurlar duruşlarını. Ancak nedense, bu günlerde mutlaka kadınlarla yan yana yürümek isteyen erkeklerin çoğu, bu tartışmayı 8 Mart'ta tam da yürüyüş/miting esnasında yürütmek istiyor. Acaba yalnızca o gün mü kadınlarla yan yana yürümek akıllarına geliyor?

    Bir erkek, elbette kadın haklarını savunabilir. Bence zaten feminizm herkes içindir. Ancak; elbette körü körüne değil. "Acaba ne gibi haklar talep ediyor kadınlar?" diyerek. Konuşarak, tartışarak, anlayarak. 

    Ben; 8 Mart'ta yalnızca kadınlarla yürümek isteyen feminist kadınlardan biriyim. Erkeklerden nefret ettiğimden değil. Erkeklere tanınan tüm o ayrıcalıkların ortadan kaldırılmasını isteyen tüm kadınlarla birlikte aynı mağduriyeti yaşadığımızı düşünerek, o gün onlarla omuz omuza durmak istediğim için. Bence 8 Mart'taki hak yürüyüşümüzde biz kadınları birleştiren, birbirimize yakınlaştıran şey; ataerkil sistemin her birimizi aynı şekilde mağdur etmesidir. Dolayısıyla ben o gün kortejde kız kardeşlerimle olmak isterim.

    O gün benimle birlikte yürüyen ya da yürümeyen her kadının benimle aynı düşündüğünü sanmıyorum. Dahası, o gün kortej oluşturan her bir özerk kadın örgütünün de kortejleri erkeksiz oluştururken aynı sebepleri ortaya sürdüklerini sanmıyorum. Buraya yazdıklarım yalnızca kendi sebeplerim. Demek değil ki, erkeksiz bir değişimin peşindeyim. Ataerkil düzenin ancak; kadın, erkek ve diğer tüm cinslerle topyekun mücadeleyle alt edilebileceği düşüncesindeyim.

    Özetle; benim ille de kadın kortejine girmek isteyen erkeklere çağrım: Gel, konuşalım, tartışalım ve birlikte dönüşelim. Değişim için bir erkeğin 8 Mart'ı ya da 25 Kasım'ı ya da herhangi bir kadın eylemini beklemesine gerek yok. Zira değişim/dönüşüm bir süreçtir, 1-2 saatlik bir eylemde pek de mümkün değildir.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .