Ursula K. Le Guin

2
Kasım 2014 düzenlendi kategorisi Tanıtımlar
Geçtiğimiz günlerde 85 yaş gününü kutladığımız feminist yazar... Fantazi ve bilim kurgu dünyasının annesidir. Sadece roman yazmamış, genç ve çocuk edebiyatına da katkı sunmuş, şiir ve tiyatro metinleri de var. Varoluşculuktan, taoizmden, yunan mitolojisinden etkiler görünür eserlerinde...

(...) Yetmişlerin ortalarına kadar romanlarım kahramanca serüvenler, yüksek teknolojili gelecekler, iktidar dehlizlerindeki erkekler hakkındaydı; erkekler, başkahramanlar onlardı, kadınlarsa çevresel, yani ikincildi. Annem, neden kadınlar hakkında yazmadığımı sormuştu. '' Nasıl yazacağımı bilmiyorum'' diye cevap vermiştim. Aptal ama dürüst bir cevap. --pek azımız biliyorduk-- çünkü erkeklerin kadınlar hakkında yazdıklarının gerçek olduğunu düşünüyorduk.
Annem ihtiyacım olan şeyi bana veremezdi. Feminizm yeniden canlanmaya başladığında ondan nefret etti, ''şu kadın kuvvetleri'' diye söz etti. Ama beni yıllar yıllar önce ihtiyaç duyduğum şeye, Virginia Woolf'a yönelten de oydu.
Benim ihtiyacım olan, feminizmin, feminist edebiyat kuramı ve eleştirisi ve pratiğinin bana vereceği şeydi...

URSULA K. Le Guin - KADINLAR RÜYALAR EJDERHALAR
Etiketlendi:

Yorumlar

  • 0
    Kasım 2014 düzenlendi
    Mülksüzler adlı kitabı başucu kitaplarımdan biridir.

    image
  • 1
    Yazdığı her şeyi okumaya yeminli olduğum muhteşem yazar. Hem bilimkurgularıyla hem fantastik hem de realist romanlarıyla tam bir yazar. Anarşist, feminist, sosyalist, ekolojist...

    Mülksüzler ile anaşist bir toplumu çelişkileri ve ikircikliğiyle anlatır. En muhtehem sözü tümümümüzn ezbere bilmesi gereken sözü bu romanda söylemiştir: "Devrim yapamazsınız devrim olabilirsiniz!"
    Dünyaya Orman Denir ile hem sömürgeciliğe hem de yazıldığı dönemde yaşanmakta olan Vietnam savaşına karşı net tavrını ortaya koymuştur. Aynı zamanda hem ekolojist düşünceleri hem de yerlilerin muhteşem dünya anlayışları ile ruhumuza etki etmiştir.
    Karanlığın Sol Eli feminist ve queer bir romandır. Cinsiyetleri belirli dönemlerde değişen canlıların yaşadığı bir gezegende geçer. Ama bu toplumda iktidar düşüncesi son bulmaz; bence romanın esas teması da budur iktidar cinsiyetten bağımsız olarak var olur.
    Yerdeniz serisi ile kelimelerin önemine değinir. Ruhumuzun karanlıklarını anlamaya çabalar.
    Başlama Yeri ile ruhumuzun derinlerindeki "anneye" değinir.
    Hep Yuvaya Dönmek tahminlerin ötesinde basit bir gelecekte (geçmişte?) geçer, insanlar yeniden basit ama esas olana dönmüşleriri (ya da dönmek zorunda kalmışlardır). Bu dünyada bir kadının hikayesidir, her zaman yuvaya (eve) dönmek ne kadar da önemlidir.
    Her Yerden Çok Uzakta'da ilgileri birbirine zıt (biri bilim biri sanat) birbirleriyle nasıl ilişkiye (ilişkisizliğe) geçebileceklerine değinir.

    Kısaca her romanını okumak zorundayız. İyi ki onunla aynı zamanda yaşayabilmişiz. Onu okuyacak kadar şanslı olabilmişiz.
  • 0
    bir le guin hayranı olarak şunu söyleyebilirim ki fantastik ve bilim kurgu edebiyatının güçlü bir karakteri olmasından başka bana feminizmi aşılayan kadındır kendisi. yazdığı romanları beğenen beğenmeyen olabilir, tarzı size hitap etmeyebilir ama ursula ile gerçekten tanışmak, iki çift sohbet etmek isteyen varsa "kadınlar, rüyalar ve ejderhalar" kitabını okumalıdır mutlaka. kadınlık ve edebiyatın girift ilişkisini korkmadan sorguladığı bir kitap. neden kadın yazar sayısı az sorusuna verdiği gerçekçi cevap muhteşem; erkek yazarların çalışma odalarına kapanıp yazma hakkı varken kadın yazarların ev işinden arta kalan zamanlarda yazmak işi'ne vakit ayırabildiği ölçüde yazabildiği, o başarılı erkek yazarların götünü toplayan, yemeğini hazırlayıp, kahvesini pişiren bir kadının mutlaka bulunduğunu gözümüze sokmaktadır. döneminin kadın yazarları arasında moda olmuş "ya bebek, ya kitap" mottosuna sonuna kadar karşı çıkar. hayır der "hem bebek hem kitap". zira üç çocuk yetiştirmiş bir sürü de kitap yazmıştır.

    kadınlar, rüyalar ve ejderhalardan minik bir alıntı:
    ".....yazık. elliden fazla yıl geçti; tümüyle farklı olsa da, erkekleri şoke olmaktan koruyacak, kadınların bedenleri, tutkuları ve varoluşuyla ilgili yalnızca erkek deneyimini kabul eden uzlaşımlar hala var, çok yazık. kendim dahil bu kadar çok kadın kendi deneyimlerinin böyle reddedilmesine göz yumdu, algılarını buna uyacak biçimde daralttı, sanki cinsellikleri düzüşmeyle sınırlıymış gibi, sanki gebelik, doğum, çocuk bakımı, annelik, ergenlik, adet görme, menopoz hakkında, evişi, çocuk işi, hayat işi, savaş, barış, kadın bedeninde ve zihninde ve imgeleminde yaşandığı biçimiyle yaşam ve ölüm hakkında erkeklerin duymak istedikleri dışında hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yazdı. woolf'un söylediği gibi, helene cixous'nun da söylediği gibi, "bedeni yazmak" yalnızca başlangıçtır. dünyayı yeniden yazmalıyız...."
  • 0
    Karanlığın Sol Eli kitabının pdf'ine linkten ulaşılabilir:

    m.friendfeed-media.com/12b8f0f60cb611b9e773bedee9bd8e9fb12968b4

    Kitap hakkında kısaca:

    "Bilimkurgunun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula'yı kazanarak kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren Karanlığın Sol Eli, dünyamıza çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçer. Bu gezegende yılın en sıcak
    zamanlarında bile yarı-kutup iklimi yaşanır ve tüm sakinleri çift cinsiyetlidir (androjen). Cinsel kimliğin bir Statü ya da güç aracı olarak kullanılmadığı bu gezegende kişiler yılın belli bir döneminde o anki hormonal durumlarına göre erkek ya da kadın olmaktadırlar. Öyle ki, birkaç çocuk doğurmuş bir ana daha sonra başka çocukların babası olabilmektedir. "Arkadaşlık" ve "sevgililik" arasındaki "boşluk" anlamsızlaşmış; insan düşüncesini belirleyen düalizm eğilimi azalmış; insanlığın güçlü/zayıf, koruyucu/korunan, hükmeden/hükmedilen, sahip olan/sahip olunan... ve benzeri ikiliklerini oluşturan temeller zayıflamış gibidir. Cehaletin, şimdinin, mevcudiyetin ilerlemeden daha gözde olduğu bir gezegendir Kış. Bir gün Kış'a uzaydan bir erkek elçi gelir ve onların da katılmasını istediği bir gezegenler birliğinden söz eder... Elçinin gelişiyle birlikte yerli ile yabancı, erkek ile dişi, benzerlik ve benzemezlik, parça ile bütün arasındaki ilişki ve çelişkiler insanlardaki karşılıklarını bulup yaşamaya başlar... Zihni kapasitesini zorlayan hayaller kurmayı hâlâ sevenler için..."
  • 0
    "Her türlü insan gücüne direnilebilir ve her güç insanlar tarafından değiştirilebilir. Direniş ve değişim çoğu zaman sanatta başlar ve çoğu zaman da bizim sanatımızda başlar –sözcüklerin sanatında".

    http://www.baskahaber.org/2014/11/ursula-k-le-guin-her-turlu-insan-gucune.html
  • 1
    Kasım 2014 düzenlendi
    Ursula K. Le Guin, ABD Ulusal Kitap Ödülleri'nin 2014 "Amerikan Edebiyatı'na Seçkin Katkı Madalyası"nı aldığı sıradaki konuşması bile aşık olmaya yeter:


    Teşekkür ederim Neil (Le Guin, ödül için sunuş konuşmasını yapan yazar Neil Gaiman'a teşekkür ediyor) ve bu güzel ödülü verenler, yürekten teşekkürler. Ailem, temsilcim, editörlerim biliyorlar ki burada bulunmam, benim olduğu kadar onların da yapıp etmelerinin sonucu, bu ödül benim olduğu kadar onların da ödülü. Ve bu ödülü, edebiyattan onca zamandır dışlanan bütün yazarlar, sevgili fantastik kurgu ve bilimkurgu yazarı dostlarım -güzel ödüllerin son 50 yıldır gerçekçi denenlere gidişini izleyen imgelemin yazarları- için sevinçle kabul ediyor ve onlarla paylaşıyorum.

    Bence, şu anki yaşayışımızın alternatiflerini görebilen, korkuya kapılmış toplumumuzun ve takıntılı teknolojilerinin içyüzünü varoluşun başka yollarına kadar görebilen ve hatta umut için gerçek dayanaklar hayal edebilen yazarların seslerini isteyeceğimiz zor zamanlar geliyor. Özgürlüğü anımsayabilecek yazarlara ihtiyaç duyacağız. Şairlere, hayalperestlere: Daha büyük bir gerçekliğin gerçekçilerine.

    Şu an, bence bir piyasa metasının üretimiyle sanat pratiği arasındaki farkı bilen yazarlara ihtiyacımız var. Şirket kârını ve reklam gelirini maksimize etmek için satış stratejilerine uygun yazılı malzemeler geliştirmek, sorumlu kitap yayıncılığıyla ve yazarlıkla pek de aynı şey değil. (Teşekkür ederim alkışlayan cesur kişiler.)

    Yine de yazı işleri üzerindeki kontrolün satış birimlerine verildiğini görüyorum; kendi yayıncılarımın, şapşal bir cehalet ve açgözlülük paniğiyle, bir elektronik kitap için halk kütüphanelerinden, müşterilerinden istediklerinin altı, yedi katı para istediklerini görüyorum. Bir vurguncunun bir yayıncıyı itaatsizliği için cezalandırdığını, yazarların şirket fetvalarıyla tehdit edildiğini daha yeni gördük; ve görüyorum ki birçoğumuz, kitapları yazan, kitapları yapan üreticiler, bunu kabul ediyoruz. Meta vurguncularının bizi deodoran gibi satmasını ve neyi yayınlayıp neyi yazacağımızı söylemelerini. (Ben de seni seviyorum, canım.)

    Kitaplar, biliyorsunuz, sadece meta değildir. Kâr güdüsü, çoğu kez sanatın amaçlarıyla çatışır. Kapitalizm içinde yaşıyoruz. İktidarından kaçılamaz gibi geliyor. Kralların ilahi kudreti de öyle geliyordu. Her türlü insan iktidarına insanlar tarafından direnilebilir ve bu iktidar değiştirilebilir. Direniş ve değişim çoğu kez sanatta başlar ve daha da çok bizim sanatımızda -sözcüklerin sanatında- başlar.

    Uzun, iyi bir kariyerim oldu. Yalnız değildim. Şimdi burada, kariyerimin sonunda, Amerikan edebiyatının satılıp ortada bırakıldığını görmek istemiyorum. Biz hayatını yazarak ve yayıncılık yaparak kazananlar, hasıladan hakkımıza düşen payı istiyoruz -bunu talep etmeliyiz. Ama bizim güzel ödülümüzün adı kâr değil. Onun adı özgürlük.

    Teşekkür ederim. (UKLG/PH/TK)
    Çeviri: Tolga Korkut
  • 0
    "Mülksüzler"ini çok merak ettiğim ve en yakın zamanda alıp okumak istediğim yazardır.
  • 0
    Haziran 2017 düzenlendi
    aya tırmanmak isimli kitabının yanılmıyorsam son öyküsünde, içindeki bütün canlıları uyur durumda bulduğu bahçede, yan yana uzanan iki kişiden kadın olanına tecavüz eden bir erkeğin bulunduğunu, öykünün söz konusu erkeğin ağzından anlatıldığını ve yaşananın tecavüz değil de cinsellik olarak, kahramanının aynı bahçede bulduğu yiyecekleri bitirmesi gibi bir ihtiyacın 'sahipsiz' bulunan nesne tarafından karşılanması olarak anlatıldığını görünce bir daha kütüphanemdeki tek bir kitabına el sürmediğim, okumak için can attığım diğer kitaplarını da almadığım feminist kadın veya yalnızca bir başka hayal kırıklığı. mülksüzler'de de yine bir tecavüz teşebbüsü vardı diye hatırlıyorum. benim annem değil.
  • 0
    Bize yazdıklarını bıraktı, bu dünyadan gitti.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .